Koronavirüs, Mimarlık ve Ofis

Alışılagelmiş ofis kavramının sonu mu geldi? Kalabalık, fiziki proje toplantıları artık anı olarak mı kalacak?


Tarihte yaşanmış benzer salgınlara (kolera, veba, grip) baktığımızda, insanoğlu bu süreçler sonrasında kendi fiziki çevresinde ciddi değişimler gereğini hissetmiştir. Bazıları farelere karşı kentlerin atık su sistemleri ve bina temel sistemleri değiştirmiş, bazıları cephe renkleri ve doğal ışık kullanımı yüksek hijyenik binaları yaygınlaştırmıştır. Günümüzdeki virüs gündeminde ise, hem kamusal hem daha özel ve küçük ölçekteki, kollektif kullanımlı alanları tartışır olduk. Halbuki bu tip mekanların kullanımı ve yaygınlaşması mimari anlamda, şehircilik anlamında yegane hedef olarak kabul edilmiş ve tüm katmanların onayını kazanmış haldeydi.


Çalışma alanlarında da. Önceki dönemlerde uygulanan mesafeli. Herkesin kendine ait özel alanının daha fazla olduğu kullanımlar terk edilmiş, ortak masalar, görüşme ve toplantı alanlarına doğru evrilen bir tasarım sonucu oluşmuştur. Peki sosyal mesafe kuralları bir terse evrim durumu mu oluşturacak yoksa evden çalışma süreçleri bizlere gerçekten de fiziki bir ofisin çok da gerekli olmadığını mı göstermiş olacak?


Bekleyip göreceğiz.